Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite - Beyaz Değişimler

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, bireyin yaşına ve gelişim düzeyine uygun olmayan aşırı hareketlilik, istekleri erteleyememe (impulsivite) ve dikkat sorunları ile kendini gösteren bir psikiyatrik bozukluktur (APA 1994). Bir kişide dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun varlığından söz edebilmek için belirtilerin yedi yastan önce başlaması, birden fazla ortamda görülmesi, sürekli ve kişinin günlük yaşamını etkileyecek boyutta olması gerekir. Dikkat eksikliğinde sorun dikkat edememek değil, dikkatin belirli bir noktaya odaklanamamasıdır. Dikkat eksikliği, dikkat suresinin ve yoğunluğunun bireyin yaşına göre daha az olması durumudur. Bu sorunu taşıyan kişiler belirli bir noktaya odaklanmakta güçlük çekerler ya da dikkatleri kolayca dağılır. Dağınık ve unutkandırlar, sık sık eşya kaybederler. Dikkat süresi ve yoğunluğu, her yaşta farklıdır. Beş-altı yaşlarındaki bir çocuk için normal kabul edilebilecek dikkat süresi, on iki yaşındaki bir çocuk için kısadır. Bu nedenle her birey kendi yaş dilimi içinde değerlendirilmelidir.
Uyarana ve gevreye ait bazı faktörler dikkat süresi ve yoğunluğunu etkiler. Ödev başında on dakikadan fazla oturamayan bir çocuk, bilgisayar başında saatlerce oyun oynayabilir ya da sevdiği bir televizyon programını uzun süre izleyebilir. Bu onda dikkat eksikliği olmadığını göstermez. Dikkat eksikliği olan bir birey için, dikkatin bir noktaya odaklanması ve sürdürülmesi kalabalık, gürültülü ortamlarda daha da zordur. Bununla birlikte bire bir ilişkilerde, sakin ortamlarda ve ilgisini çeken konularda daha uzun süre odaklanabilir.
Hiperaktivite çocuklarda yerinde duramama, dikkatini bir konu üzerinde yoğunlaştıramama gibi belirtilerle ortaya çıkan bir öğrenme ve davranış bozukluğudur. Hiperaktivite bu gün en sık rastlanan rahatsızlıklar arasında görülmekte ve bir çok yönüyle tartışılmaktadır.
Hiperaktivite tanısı konan çocukların tedavisinde yaygın olarak ilaç kullanılır. İlaç kullanımı., hiperaktivite tanısının ne ölçüde doğru olduğu konusunu özellikle önemli hale getirir. Hiperaktivite doktorların yan ısıra öğretmenler ve anne babalarında temel Özellikleriyle tanıması gereken bir rahatsızlıktır. Bebeklik döneminde ortaya çıktığını düşünürsek, bilhassa anne babaların bu konuda yeterince bilinçli olması gerekir.
Aşağıda hiperaktivitenin ne olduğu acılanmaya çalışılmıştır.
Hiperaktivite kurallara dayalı davranışla ve kronolojik yaşa göre dikkat düzeyinde görülen gelişimsel bir bozukluktur. Hiperaktivite çocuklarda hareketlilik ve yerinde duramama, dikkatini bir konu üzerinde u/unca bir süre yoğunlaştıramama gibi belirtilerle ortaya çıkan, öğrenme yada davranışı olumsuz etkileyen bir durumdur.
Hiperaktivitenin en belirgin özelliği dikkat eksikliğidir. Hiperaktif çocuklarda şu özelliklere rastlanır:
1. Dikkat süresinin kısa olması.
2. Çoğunlukla başladığı işi bitirememe.
3. Düşünmeden harekete geçme.
4. Yerinde duramama huzursuzluk.
5. Motor faaliyetlerinin artması.
6. Grup içinde oyunlarda ve sosyal aktivitelerde sıranın kendisine gelmesini bekleyememe. 7. Yönerge alamama.
8. Yaptığı faaliyeti durdurmama yada kendini sınırlayanı ama.
9. Bitirilmemiş bir işten diğerine atlama.
10. Çok konuşma.
11. Sonuçlarını düşünmeden tehlikeli fiziksel aktivitelerle uğraşma; örneğin etrafına bakmadan
cadde koşma.
12. Evde yada okulda yapacağı iş için gerekli olan malzemelerini sık sık kaybetme; örneği oyuncaklarını, kitap, kalemlerini.
13. Sesiz oyun oynamada zorluk çekme.
14. Sorulan daha tamamlamadan cevaplamaya kalkışma.
15. Herhangi bir oyunla yaşıtlarıyla aynı zaman süresince meşgul olamama.
Her Hareketli Çocuk Hiperektif Değildir?
Hiperaktif çocuklar bu özelliklerini taşımalarından dolayı genellikle arkadaşlarıyla geçimsizlik yaşamakta, derslerinde başansız olmakta, sosyal ve duygusal yaşamda yeterince olgun davranamamakladır. Ancak bu Özellikler bir çok normal çocukta ve hatta çok zeki çocuklarda da görülebilir. Bu özellikler hiperaktif çocuklarda görülmekle birlikte çocukları hiperaktif olarak tanılamak için yeterli değildir. Çocuğa hiperaktif tanısı konulabilmesi için, yukarıda saydığımız belirtilerin yanı sıra bazı koşullarında bulanması gerekir. Uzmanlar ancak bu ek koşulların var olduğundan kesin surette emin olduktan sonra hiperaktif tanısı koyarlar.

Söz konusu ek koşulların önemlileri şöyle sıralanabilir.
* Belirtilerin bebeklik döneminde başlamış olması.
* Belirtilerin en az 12 aydır devam etmekte olması.
* Belirtilerin farklı ortamlarda aynı kalması; örneğin çocuğun evde de okulda da aynı belirtileri göstermesi.
* Davranışların çocuğun bulunduğu yaş gurubuna göre açıkça farklı olması.
* Ailenin yada öğretmenin çocuğun dikkat azlığı, huzursuzluğu, düşünmeden hareket etmesi gibi durumlardan şikayetçi olması.

Çocukta otizm, psikoz, zeka geriliği gibi başka rahatsızlıkların olmaması da dikkate alınan unsurlardan biridir. Çünkü bu hastalığa sahip çocuklar hiperaktivite İle benzer belirtiler gösterebilirler. Çocuğun hiperaktiviteye mi yoksa bu hastalıklara mı sahip olduğunun anlaşılması ve bu hastalıkların hiperaktivite ile karıştırılmaması İçin belirtilerin netleştirilmesi gerekmektedir. Aynı şekilde çocuğun çok zeki olması durumunda da hiperaktiviteye benzer özellikler görülebilir. Ancak zeki çocuklar hiperaktif çocuklardan farklı olarak, yalnızca bazı ortamlarda dikkat toplayamaz ve yoğunlaşamazlar.
Hiperaktif çocuklar evde ve okulda bir çok davranış problemi yaşarlarken bazı durumlarda da oldukça başarılı olabilirler, örneğin grup içinde sorun yaşayan bu çocuklar teke tek ilişkilerde son derece rahat ve başarılı olabilirler. Her iki cinsiyetteki hiperaktif çocuklar da erkek öğretmen yada erkek doktorlar ile rahat iletişim kurabiliyorlar, yabancı ortamlarda diğer çocuklara güre daha uyumlu ve huzurlu oluyorlar. Örneğin hiperaktif çocuklar doktor muayenesinde çok daha rahat ve sorunsuz olabilirler.
Hiperaktif çocukların ileriki yaşamlarındaki davranışları İncelendiğinde, kaba motor faaliyetlerinin azaldığı, huzursuzluk ve dikkat dağınıklığı sorunlarının aynı kaldığı %30-40 ında başta güven eksikliği olmak üzere başka duygusal problemlerinin devam ettiği görülüyor. Hiperakîif çocukların %50 sinde Öğrenme güçlüğünün kalıcı nitelikte olduğu, sınıfta kalma oranının normal popülasyondan 2-3 kat daha fazla yaşandığı görülmüştür. Hiperaktif çocukların arkadaş ilişkilerindeki sorunlarının kalıcı olduğu, alkol kullanma alışkanlığının ortalamanın üzerinde olduğu, evlilikte geçimsizlik oranının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ancak yine araştırmalar göstermiştir ki hiperaktif çocukların en az yarısı yetişkin yaşta gerekli uyumu sağlayabilmektedirler.
Hiperaktiveteden çocukların gelecekte en az oranda etkilenmesi için, belirleyici etkenlerin başında; aileden gördükleri desteğin geldiği ve çocukken yeterince sevilmeyen birinin yetişkin yaşta da sevilmeyeceğî belirlemiştir.

Hiperaktivitede Tedavi Yöntemleri
Hiperaktif tanısı olan çocukların tedavisinde iki türlü tedavi yöntemi kullanılmaktadır: ilaç ve psikolojik tedavi. Tedavi süresinde anne babaların öğretmenlerin, psikolog ve doktorların işbirliği yapmaları gerekmektedir. Bu tedavinin amacına ulaşmasında en önemli faktörlerden biridir.
Genel olarak psikolojik tedavide amaçlanan çocuğun kendine özgü yetersizliğini ortaya çıkaracak yöntemleri uygulayıp çocuğu yetiştirici eğitime almak, anne babaya eğitim uygulamak ve son önlem olarak da anne babayı tedaviye almaktır. Hiperaktif çocuğun tedavisine başlamadan önce, anne babaya hiperaktivilenin kalıcı nitelikte bir hastalık olduğunu açıklamak gerekir. Bunu kabullenmede güçlük çeken aile ile terapi yapılır. Bu terapide hiperaktivitede iyileştirme yerine başa çıkma, hakim olma yollan öğretilir ve anne babaya problemli davranışları kontrol edebilmek için çocukla kurulacak ilişkinin düzenlemesinde yardımcı olunur.
Hiperaktif çocuk önce bir dizi davranış ölçeklerinden geçirilir. Bu noktada öğretmen de devreye girer çünkü bu davranış ölçeklerinden bazıları çocuğun okuldaki davranışlarını tespit etmeyi içerir. Bu yüzden davranış ölçeklerinin bazıları öğretmen tarafından çocuğa uygulanır, ayrıca öğretmenin çocuğu gözlemlemesinden tedaviye yarar sağlayacak bilgiler çıkarılabilir. Daha sonra aileden çocuğun her türlü davranışı hakkında bilgi alabilmek için aile ile görüşülüp en son çocuk ile görüşülür ve ondan da bilgiler alınmaya çalışılır. Hiperaktivitenin tedavisinde uzman, aile, öğretmen her an İşbirliği içinde olmalıdır.; çünkü bu hastalıklarla başa çıkmayı kolaylaştırır, tedavide elde edilen başarıyı her çevrede geçerli kılar.
İlaç tedavisinde ise en sık kullanılan ilaçlar amfetamin ve benzeri ilaçlardır. Bu ilaçlar çocuğun davranışı acilen kontrol altına alma, aileyi duygusal açıdan rahatlatma ve diğer terapilere yardımcı olmak amacıyla kullanılmaktadır. İlaçlar konsantrasyon ve dikkat süresini arttırmada, yönergeye uymayı desteklemede, düşünmeden hareket etmeyi ve hareketliliği azaltmada etkili olmaktadır. Ancak bu ilaçların kimi yan etkileri olabilmektedir. Şu da unutulmamalıdır ki ilaçlar çocuğun zeka düzeyini yükseltmede yada okul başarısını arttırmada etkin değildir; çocuğun uyumlu sosyal davranış göstermesini sağlayamaz ve çocuğun sorunlarına devamlı bir çözüm olarak kullanılamaz. Bu nedenle İlaç tedavisinin yanışım mutlaka psikolojik tedavinin de uygulanması gerekmektedir.

ÜLKEMİZDE HİPERAKTİVİTE
Batı toplumlarında ve özellikle A.B.D de DEHB tanısının fazlaca konduğu tartışmaları sürerken, maalesef ülkemizde Çocuk Psikiyatristi sayındaki yetersizlik bu çocuklardan önemli bir kısmının zamanında gerekli tedavi programına alınmasını engellemektedir. Toplumumuzdaki hiperaktivite konusunda yanlış ve eksik bilgilerin tedaviyi engelleyici veya geciktirici bir yanı vardır. Halk arasında DEHB belirtileri yanlış bir şekildi üstün zekalı olma, şımarıklık, terbiyesizlik, tembellik ve huysuzluk gibi terimlerle izah edilmeye çalışılır. Dolasıyla belirtileri görmezlikten gelmeden, şiddet uygulamaya kadar geniş bir yelpazede çözüm aranır. Belirtileri bu sorunun yansımaları olarak görmek yerine suçlu aramak ve sonunda çocuğu cezalandırmak aslında en büyük çözümsüzlüğü üretmek demektir. Anne/babaların sürekli birbirlerini suçlayarak, adeta sorunun nedeni ben değilim mesajını vermeye çalışmaları, ev içindeki huzuru bozarak çocuğa ulaşmamızı daha da güçleştirir. Başta eğitimciler olmak üzere çocukla ilgili her kesimin DEHB hakkında temel bilgilere sahip olması gerekir. Toplumda yaygınlığı hiç de azımsanmayacak oranda olan bu sağlık ve eğitim sorunun erken teşhisi anne-baba-çocuk üçgeninde oluşacak yanlış tutumların en aza indirilmesini sağlar.

DEHB nun SIKLIĞI
İlkokul çağındaki çocukların % 3-5 inde yani her 20-30 çocuktan birisinde görülüyor.
Her sınıfta en az 1 çocukta bu sorunun bulunma olasılığı var.
Erkeklerde kızlara göre 3-4 kat daha fazla görülüyor.
DEHB na eşlik edebilen bozukluklar
Karşıt olma-karşı gelme bozukluğu (%35-65)
Davranım Bozukluğu (%20-45)
Özel Öğrenme Güçlüğü (%20-35)
Depresyon ve diğer duygudurum bozuklukları (%3-75)
Anksiyete (kaygı) bozuklukları (%5-15)
Aşırı hareketlilik (hiperaktivite)

Aşırı hareketlilik (hiperaktivite) bireyin yaşına ve gelişim düzeyine uygun olmayacak biçimde hareketli olmasıdır. Uzun süre yerinde oturamama, otururken elin ayağın kıpır kıpır olması, çoğu zaman hareket halinde olma, çok konuşma gibi belirtilerle kendini gösterir.
1. Eli ayağı kıpır kıpırdır.
2.Oturduğu yerde duramaz.
3.Gereksiz yere sağa sola koşturur, eşyalara tırmanır.
4.Sakince oynamakta zorlanır.
5.Sürekli hareket eder ya da sanki motor takılmış gibidir.
6.Çok konuşur.

Dürtüsellik
Genel olarak, bireyin kendisini kontrol edebilmesinde bir sorunun olmasıdır. Bu tür bireyler yapacakları şeyin sonucunu düşünmezler, akıllarına geleni hemen yaparlar ya da hemen söylerler. Acelecilik, istekleri erteleyememe, söz kesme, sıra bekleyememe gibi özellikleri olan kişilerde, bu sorunun olduğu düşünülür.Bu tanıyı alan kişilerde belirtilerin tümünün olması gerekli değildir. Bir kişide sadece dikkat sorunları ya da sadece aşırı hareketlilik-dürtüsellik belirtileri görülebilir.

1.Sorulan soru tamamlanmadan yanıt verir.
2.Sırasını beklemekte güçlük çeker.
3.Başkalarının sözünü keser ya da oyunlarında araya girer.

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun üç farklı tipi vardır. Kişide var olan belirtilerin türüne göre, bu tiplerden hangisine girdiğine karar verilir

Dikkat Eksikliği Önde Olan Tip:
Dikkat eksikliği belirtileri ön plandadır. Aşırı hareketlilik ve dürtüsellik ya yoktur ya da tanı alacak kadar şiddetli değildir.

Aşırı Hareketlilik Önde Olan Tip :
Aşırı hareketlilik ve dürtüsellik belirgin olarak vardır. Dikkat eksikliği belirtileri vardır ancak tanı alacak kadar şiddetli değildir.

Birleşik Tip:
Hem dikkat eksikliği hem de aşırı hareketlilik dürtüsellik belirtileri tanı alacak kadar şiddetlidir. En sık olarak görülen tip birleşik tiptir.”Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu” toplumda, çocukluk çağının en sık görülen psikiyatrik bozukluğudur. İlköğretim çağındaki çocukların %3-5 inde görülür. Yani her yirmi-otuz çocuktan birinde bu sorun vardır.
Bozukluğun nedenleri, beyindeki dikkat ve davranış kontrolüyle ilgili bölgelerin farklılığından kaynaklanmaktadır. Yapılan araştırmalarda bu bölgelerin yeterince etkin olmadığı, yeterince kanlanmadığı bulunmuştur.
“Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu” kalıtsal bir bozukluktur yani anne ya da babadan çocuğa geçen bazı genlerle taşınır. Bugün için belirlenmiş tek bir gen yoktur, birden fazla genin bu soruna yol açtığı düşünülmektedir. Bu tanıyı alan çocukların anne babalarında ve kardeşlerinde benzer belirtiler olma olasılığı genel topluma oranla iki-sekiz kat daha fazladır. Bu sorunun zeka ile ilgisi yoktur. Toplumda yaygın olarak çok zeki olan çocukların hiperaktif olduklarına inanılmaktadır. Oysa bu doğru değildir. Hiperaktif çocukların çoğu normal zekaya sahiptirler. Ayrıca zeka sorunu olan ve aynı zamanda hiperaktivitesi olan çocuklar da vardır.

Bu sorunu taşıyan gocuklar okulda dersi yeterince dikkatli dinleyemezler; sınavlarda dikkatsizce hatalar nedeniyle bildiklerini de yanlış yapabilirler. Evde ders çalışmaları dikkatin kolayca dağılması nedeniyle verimli olmaz. Sonuç olarak normal bir gelişim düzeyi ve zekaya sahip olmalarına karşın okul başarıları, kapasitelerine oranla düşük olur. Dürtüsellik nedeniyle aile, arkadaş ve öğretmenleriyle ilişkilerinde sorunlar yasarlar. Zaman içinde sürekli eleştiri ve olumsuz uyarılar almaları nedeniyle benlik saygıları düşer.

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, bebeklikten erişkinliğe kadar yaşamın her alanında olumsuz etkileri olan önemli ama tedavisi olan bir bozukluktur.

Tanı Nasıl Konulur ?
Bu sorunun tanısı için önce aileden çocuğun detaylı gelişim öyküsü ve davranışlarıyla ilgili bilgiler alınır. Ayrıca aileden tanı için kullanılan bazı ölçekleri doldurması istenir. Çocuk bireysel olarak muayene edilir, dikkat ve diğer becerileri değerlendiren testler yapılır. Bunların dışında çocuk okula gidiyorsa, öğretmenlerinden davranışları ve akademik durumu hakkında bilgiler alınır. Öğretmenlerin de doldurduğu bazı ölçekler vardır. Sonuç olarak aile, öğretmen ve hekimin değerlendirmeleri birleştirilerek bu tanıya ulaşılır.

Tüm bu değerlendirmeler dışında kesin tanı için uygulanabilecek bir laboratuar ya da görüntüleme yöntemi yoktur. Beyin EEG haritalama yöntemi gibi bazı yöntemler henüz kesin tanıya ulaştıracak kadar güvenilir değildirler. Önemli olan çocuğun klinik olarak bu tanıyı alıp almadığıdır.

Uyarana ve gevreye ait bazı faktörler dikkat süresi ve yoğunluğunu etkiler. Ödev başında on dakikadan fazla oturamayan bir çocuk, bilgisayar başında saatlerce oyun oynayabilir ya da sevdiği bir televizyon programını uzun süre izleyebilir. Bu onda dikkat eksikliği olmadığını göstermez. Dikkat eksikliği olan bir birey için, dikkatin bir noktaya odaklanması ve sürdürülmesi kalabalık, gürültülü ortamlarda daha da zordur. Bununla birlikte bire bir ilişkilerde, sakin ortamlarda ve ilgisini çeken konularda daha uzun süre odaklanabilir.

Hiperaktivite çocuklarda yerinde duramama, dikkatini bir konu üzerinde yoğunlaştıramama gibi belirtilerle ortaya çıkan bir öğrenme ve davranış bozukluğudur. Hiperaktivite bu gün en sık rastlanan rahatsızlıklar arasında görülmekte ve bir çok yönüyle tartışılmaktadır.

Hiperaktivite tanısı konan çocukların tedavisinde yaygın olarak ilaç kullanılır. İlaç kullanımı., hiperaktivite tanısının ne ölçüde doğru olduğu konusunu özellikle önemli hale getirir. Hiperaktivite doktorların yan ısıra öğretmenler ve anne babalarında temel Özellikleriyle tanıması gereken bir rahatsızlıktır. Bebeklik döneminde ortaya çıktığını düşünürsek, bilhassa anne babaların bu konuda yeterince bilinçli olması gerekir.

Aşağıda hiperaktivitenin ne olduğu acıklanmaya çalışılmıştır.
Hiperaktivite kurallara dayalı davranışla ve kronolojik yaşa göre dikkat düzeyinde görülen gelişimsel bir bozukluktur. Hiperaktivite çocuklarda hareketlilik ve yerinde duramama, dikkatini bir konu üzerinde u/unca bir süre yoğunlaştıramama gibi belirtilerle ortaya çıkan, öğrenme yada davranışı olumsuz etkileyen bir durumdur.

Hiperaktivitenin en belirgin özelliği dikkat eksikliğidir. Hiperaktif çocuklarda şu özelliklere rastlanır:
1. Dikkat süresinin kısa olması.
2. Çoğunlukla başladığı işi bitirememe.
3. Düşünmeden harekete geçme.
4. Yerinde duramama huzursuzluk.
5. Motor faaliyetlerinin artması.
6. Grup içinde oyunlarda ve sosyal aktivitelerde sıranın kendisine gelmesini bekleyememe. 7. Yönerge alamama.
8. Yaptığı faaliyeti durdurmama yada kendini sınırlayanı ama.
9. Bitirilmemiş bir işten diğerine atlama.
10. Çok konuşma.
11. Sonuçlarını düşünmeden tehlikeli fiziksel aktivitelerle uğraşma; örneğin etrafına bakmadan cadde koşma.
12. Evde yada okulda yapacağı iş için gerekli olan malzemelerini sık sık kaybetme; örneği oyuncaklarını, kitap, kalemlerini.
13. Sesiz oyun oynamada zorluk çekme.
14. Sorulan daha tamamlamadan cevaplamaya kalkışma.
15. Herhangi bir oyunla yaşıtlarıyla aynı zaman süresince meşgul olamama.

Her Hareketli Çocuk Hiperektif midir?
Hiperaktif çocuklar bu özelliklerini taşımalarından dolayı genellikle arkadaşlarıyla geçimsizlik yaşamakta, derslerinde başansız olmakta, sosyal ve duygusal yaşamda yeterince olgun davranamamakladır. Ancak bu Özellikler bir çok normal çocukta ve hatta çok zeki çocuklarda da görülebilir. Bu özellikler hiperaktif çocuklarda görülmekle birlikte çocukları hiperaktif olarak tanılamak için yeterli değildir. Çocuğa hiperaktif tanısı konulabilmesi için, yukarıda saydığımız belirtilerin yanı sıra bazı koşullarında bulanması gerekir. Uzmanlar ancak bu ek koşulların var olduğundan kesin surette emin olduktan sonra hiperaktif tanısı koyarlar.

Söz konusu ek koşulların önemlileri şöyle sıralanabilir.
* Belirtilerin bebeklik döneminde başlamış olması.
* Belirtilerin en az 12 aydır devam etmekte olması.
* Belirtilerin farklı ortamlarda aynı kalması; örneğin çocuğun evde de okulda da aynı belirtileri göstermesi.
* Davranışların çocuğun bulunduğu yaş gurubuna göre açıkça farklı olması.
* Ailenin yada öğretmenin çocuğun dikkat azlığı, huzursuzluğu, düşünmeden hareket etmesi gibi durumlardan şikayetçi olması.

Çocukta otizm, psikoz, zeka geriliği gibi başka rahatsızlıkların olmaması da dikkate alınan unsurlardan biridir. Çünkü bu hastalığa sahip çocuklar hiperaktivite İle benzer belirtiler gösterebilirler. Çocuğun hiperaktiviteye mi yoksa bu hastalıklara mı sahip olduğunun anlaşılması ve bu hastalıkların hiperaktivite ile karıştırılmaması İçin belirtilerin netleştirilmesi gerekmektedir. Aynı şekilde çocuğun çok zeki olması durumunda da hiperaktiviteye benzer özellikler görülebilir. Ancak zeki çocuklar hiperaktif çocuklardan farklı olarak, yalnızca bazı ortamlarda dikkat toplayamaz ve yoğunlaşamazlar.

Hiperaktif çocuklar evde ve okulda bir çok davranış problemi yaşarlarken bazı durumlarda da oldukça başarılı olabilirler, örneğin grup içinde sorun yaşayan bu çocuklar teke tek ilişkilerde son derece rahat ve başarılı olabilirler. Her iki cinsiyetteki hiperaktif çocuklar da erkek öğretmen yada erkek doktorlar ile rahat iletişim kurabiliyorlar, yabancı ortamlarda diğer çocuklara güre daha uyumlu ve huzurlu oluyorlar. Örneğin hiperaktif çocuklar doktor muayenesinde çok daha rahat ve sorunsuz olabilirler.

Hiperaktif çocukların ileriki yaşamlarındaki davranışları İncelendiğinde, kaba motor faaliyetlerinin azaldığı, huzursuzluk ve dikkat dağınıklığı sorunlarının aynı kaldığı %30-40 ında başta güven eksikliği olmak üzere başka duygusal problemlerinin devam ettiği görülüyor. Hiperakîif çocukların %50 sinde Öğrenme güçlüğünün kalıcı nitelikte olduğu, sınıfta kalma oranının normal popülasyondan 2-3 kat daha fazla yaşandığı görülmüştür. Hiperaktif çocukların arkadaş ilişkilerindeki sorunlarının kalıcı olduğu, alkol kullanma alışkanlığının ortalamanın üzerinde olduğu, evlilikte geçimsizlik oranının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ancak yine araştırmalar göstermiştir ki hiperaktif çocukların en az yarısı yetişkin yaşta gerekli uyumu sağlayabilmektedirler.

Hiperaktiveteden çocukların gelecekte en az oranda etkilenmesi için, belirleyici etkenlerin başında; aileden gördükleri desteğin geldiği ve çocukken yeterince sevilmeyen birinin yetişkin yaşta da sevilmeyeceğî belirlemiştir.
Hiperaktivitede Tedavi Yöntemleri
Hiperaktif tanısı olan çocukların tedavisinde iki türlü tedavi yöntemi kullanılmaktadır: ilaç ve psikolojik tedavi. Tedavi süresinde anne babaların öğretmenlerin, psikolog ve doktorların işbirliği yapmaları gerekmektedir. Bu tedavinin amacına ulaşmasında en önemli faktörlerden biridir.

Genel olarak psikolojik tedavide amaçlanan çocuğun kendine özgü yetersizliğini ortaya çıkaracak yöntemleri uygulayıp çocuğu yetiştirici eğitime almak, anne babaya eğitim uygulamak ve son önlem olarak da anne babayı tedaviye almaktır. Hiperaktif çocuğun tedavisine başlamadan önce, anne babaya hiperaktivilenin kalıcı nitelikte bir hastalık olduğunu açıklamak gerekir. Bunu kabullenmede güçlük çeken aile ile terapi yapılır. Bu terapide hiperaktivitede iyileştirme yerine başa çıkma, hakim olma yollan öğretilir ve anne babaya problemli davranışları kontrol edebilmek için çocukla kurulacak ilişkinin düzenlemesinde yardımcı olunur.

Hiperaktif çocuk önce bir dizi davranış ölçeklerinden geçirilir. Bu noktada öğretmen de devreye girer çünkü bu davranış ölçeklerinden bazıları çocuğun okuldaki davranışlarını tespit etmeyi içerir. Bu yüzden davranış ölçeklerinin bazıları öğretmen tarafından çocuğa uygulanır, ayrıca öğretmenin çocuğu gözlemlemesinden tedaviye yarar sağlayacak bilgiler çıkarılabilir. Daha sonra aileden çocuğun her türlü davranışı hakkında bilgi alabilmek için aile ile görüşülüp en son çocuk ile görüşülür ve ondan da bilgiler alınmaya çalışılır. Hiperaktivitenin tedavisinde uzman, aile, öğretmen her an İşbirliği içinde olmalıdır.; çünkü bu hastalıklarla başa çıkmayı kolaylaştırır, tedavide elde edilen başarıyı her çevrede geçerli kılar.

Bir Cevap Yazın