Felç Sonrası Fizyoterapinin Önemi - Beyaz Değişimler

Felç Sonrası Fizyoterapinin Önemi

Felç (inme) nedir ve nasıl oluşur.
Beyin damarlarının aniden tıkanması veya kanaması sonucunda vücudun bir yarısında ortaya çıkan felç tablosu, inme veya yarım felç olarak adlandırılır. Ortalama yaşam sürelerinin uzamasıyla birlikte, bu rahatsızlık daha fazla görülmeye başlanmıştır. Ülkemizde her yıl 100 bin e yakın inme vakası olduğu görülmektedir. Nadiren 15 – 45 yaş grubundaki kişilerde görülmekle birlikte daha çok ileri yaşlarda görülmektedir.
Felç durumunun oluşmasını iki ana başlık altında toplayabiliriz, bunlar,1) Damar tıkanmasına bağlı gelişen felç: Beyin damarlarının tıkanması sonucu o bölgedeki beyin dokusunun hasara uğramasıdır. Hastaların yaklaşık % 80’inde inmenin nedeni damar tıkanıklığıdır. Beyni besleyen damarlardan biri tıkanınca, beyin hücrelerine yeteri kadar kan ve oksijen gelemediği için çok kısa bir zaman sürecinde hücreler ölmeye başlar.2) Kanamaya bağlı gelişen felç: Genellikle yüksek tansiyonlu hastalarda veya beyninde baloncuk şeklinde damar genişlemesi olan kişilerde ani bir kanama ile ortaya çıkar. Kanama, beyin zarlarının arasında olabileceği gibi beynin ortalarında da olabilir. Önce şiddetli bir baş ağrısı, sonra da bilinç kaybıyla birlikte felç tablosu gelişir.Klinik belirtileri nelerdir?Beyinde hangi damarın ne ölçüde hasara uğradığına bağlı olarak inmede çeşitli klinik belirtiler ortaya çıkar. En önemli klinik bulgu, vücudun sağ veya sol yarısında kol ve bacağın birlikte felç olmasıdır. Hareket kaybının yanı sıra bilinç kaybı, algılama, duyu, konuşma, idrar kaçırma, görme bozuklukları ve hafıza kaybı gibi çok çeşitli bulgularda görülebilir.İnme olur olmaz gerekli muayene ve tetkikleri yapıp nedeni araştırılmalıdır. Tıkanmaya bağlı olayların bir kısmında ilk 3 – 4 saat içinde yapılacak müdahale ile tıkanıklığın giderilmesi ve beyin hasarının önlenmesi mümkündür. Kanamalı hastalarda ise durum çok acildir. Bir an önce kanamayı durdurucu tedaviye başlanmalı, gerekirse hasta operasyona yönlendirilmelidir.Risk faktörlerine dikkat!Görüldüğü gibi inme, ön planda hareket kaybı ile ortaya çıkmasına rağmen aslında beyindeki damar hasarının bir sonucudur. Bu nedenle, genel vücut sağlığını ve damar yapısını tehdit eden her türlü olumsuzluktan kaçınmak gerekir. Özellikle yüksek tansiyonu, şeker hastalığı ve kalp damar hastalığı olanların bu risk faktörlerine dikkatetmeleri gerekir. En önemli risk faktörleri şunlardır:1. Hipertansiyon: Kan basıcı yüksekliği, hem inme hem de kalp krizleri için çok önemli bir risk oluşturur. Bu nedenle, orta ve ileri yaştaki kişilerde düzenli olarak tansiyon ölçümü yapılmalı ve kan basıncı normal sınırlar içinde tutulmalıdır.2. Obezite yani şişmanlık ve beraberindeki kolesterol yüksekliği inme riskini artırır.3. Sigara: Beyin ve kalp damarları çok ince olduğundan sigaradan çok etkilenir veinme riskinin artmasına neden olur.4. Bedensel hareketin azlığı: Düzenli egzersiz yapılmaması inme ve kalp krizi riskini artırmaktadır.5. Alkol ve bazı ilaçlar: Alkol az miktarda alındığında damarları genişlettiği halde, fazla alınırsa damar yapısını bozabilir. Bazı ilaçlar da inme riskini artırdığından kontrolsüzilaç kullanmaktan kaçınılmalıdır.Bu faktörlerden başka, elbette ilerleyen yaşla birlikte ve ailesinde inme geçirenlerde, erkeklerde daha fazla olmak üzere risk artmaktadır. Ancak bunları değiştirmek elimizde olmadığından, önlenebilen risk faktörlerini dikkate almak gerekir.Doğru Fizik Tedavi ve Rehabilitasyonun önemi;Rehabilitasyonun amacı hastanın bedensel kayıplarını azaltıp fonksiyonel kapasitesini çoğaltmak, günlük aktivitelerinde bağımsız olmasını sağlayıp yaşam kalitesini artırmaktır. Uygun hastalarda eski mesleğine dönebilmesi veya yeni bir iş sahibi olması da hedeflenir. Bu hedeflere ulaşabilmek için hastanın uzmanlaşmış bir ekip ve yeterli donanıma sahip bir rehabilitasyon merkezinde tedavi ve rehabilite edilmesi çok önemlidir. Hastaların rehabilitasyon tedavisiyle birlikte merkezde hidroterapist eşliğinde hastaya özel hizmet veren havuz tedavisiyle (arjo tedavi havuzu) desteklenerek daha iyi gelişmeler kaydedilmesi hedeflenmektedir.İnme geçiren hastalarda rehabilitasyon uzun sürebilir. Programa hastanın istekle katılması ve ailesinin de bunun önemini bilmesi gerekir. Önce hastanın temel ihtiyaçlarını giderebilecek hareketleri yeniden kazanması hedeflenir. Yeme içme, giyinme soyunma, tuvalet temizlik faaliyetlerindeki gelişmeler yakından izlenir.Oturma ve ayakta durma dengesi gelişen hastalarda yürüme eğitimine başlanır.
Felç (inme) nedir ve nasıl oluşur.
Beyin damarlarının aniden tıkanması veya kanaması sonucunda vücudun bir yarısında ortaya çıkan felç tablosu, inme veya yarım felç olarak adlandırılır. Ortalama yaşam sürelerinin uzamasıyla birlikte, bu rahatsızlık daha fazla görülmeye başlanmıştır. Ülkemizde her yıl 100 bin e yakın inme vakası olduğu görülmektedir. Nadiren 15 – 50 yaş grubundaki kişilerde görülmekle birlikte daha çok ileri yaşlarda görülmektedir.
Felç durumunun oluşmasını iki ana başlık altında toplayabiliriz, bunlar:
1) Damar tıkanmasına bağlı gelişen felç: Beyin damarlarının tıkanması sonucu o bölgedeki beyin dokusunun hasara uğramasıdır. Hastaların yaklaşık % 80’inde inmenin nedeni damar tıkanıklığıdır. Beyni besleyen damarlardan biri tıkanınca, beyin hücrelerine yeteri kadar kan ve oksijen gelemediği için çok kısa bir zaman sürecinde hücreler ölmeye başlar.
2) Kanamaya bağlı gelişen felç: Genellikle yüksek tansiyonlu hastalarda veya beyninde baloncuk şeklinde damar genişlemesi olan kişilerde ani bir kanama ile ortaya çıkar. Kanama, beyin zarlarının arasında olabileceği gibi beynin ortalarında da olabilir. Önce şiddetli bir baş ağrısı, sonra da bilinç kaybıyla birlikte felç tablosu gelişir.
Klinik belirtileri nelerdir?
Beyinde hangi damarın ne ölçüde hasara uğradığına bağlı olarak inmede çeşitli klinik belirtiler ortaya çıkar. En önemli klinik bulgu, vücudun sağ veya sol yarısında kol ve bacağın birlikte felç olmasıdır. Hareket kaybının yanı sıra bilinç kaybı, algılama, duyu, konuşma, idrar kaçırma, görme bozuklukları ve hafıza kaybı gibi çok çeşitli bulgular
da görülebilir.
İnme olur olmaz gerekli muayene ve tetkikleri yapıp nedeni araştırılmalıdır. Tıkanmaya bağlı olayların bir kısmında ilk 3 – 4 saat içinde yapılacak müdahale ile tıkanıklığın giderilmesi ve beyin hasarının önlenmesi mümkündür. Kanamalı hastalarda ise durum çok acildir. Bir an önce kanamayı durdurucu tedaviye başlanmalı, gerekirse hasta operasyona yönlendirilmelidir.
Risk faktörlerine dikkat!
Görüldüğü gibi inme, ön planda hareket kaybı ile ortaya çıkmasına rağmen aslında beyindeki damar hasarının bir sonucudur. Bu nedenle, genel vücut sağlığını ve damar yapısını tehdit eden her türlü olumsuzluktan kaçınmak gerekir. Özellikle yüksek tansiyonu, şeker hastalığı ve kalp damar hastalığı olanların bu risk faktörlerine dikkat
etmeleri gerekir. En önemli risk faktörleri şunlardır:
1. Hipertansiyon, Kan basıcı yüksekliği, hem inme hem de kalp krizleri için çok önemli bir risk oluşturur. Bu nedenle, orta ve ileri yaştaki kişilerde düzenli olarak tansiyon ölçümü yapılmalı ve kan basıncı normal sınırlar içinde tutulmalıdır.
2. Obezite yani şişmanlık ve beraberindeki kolesterol yüksekliği inme riskini artırır.
3. Tütün mamülü ürünlerin beyin ve kalp damarları üzerine çok zararlı etkisi vardır. Bu bölgelerdeki damarlar çok  ince olduğundan  tıkanmaya çok müsaittir ve bu durum da inme riskinin artmasına neden olur.
4. Bedensel hareketin azlığı ve düzenli egzersiz yapılmaması inme ve kalp krizi riskini artırmaktadır.
5. Alkol ve bazı ilaçlar: Alkol az miktarda alındığında damarları genişlettiği halde, fazla alınırsa damar yapısını bozabilir. Bazı ilaçlar da inme riskini artırdığından kontrolsüz ilaç kullanmaktan kaçınılmalıdır. Alkolün genelde tüm vücuda zararı olduğu bilimsel olarak ispatlanmıştır.
Bu faktörlerden başka, elbette ilerleyen yaşla birlikte ve ailesinde inme geçirenlerde, erkeklerde daha fazla olmak üzere risk artmaktadır. Ancak bunları değiştirmek elimizde olmadığından, önlenebilen risk faktörlerini dikkate almak gerekir.
Doğru Fizik Tedavi ve Rehabilitasyonun önemi;
Rehabilitasyonun amacı hastanın bedensel kayıplarını azaltıp fonksiyonel kapasitesini çoğaltmak, günlük aktivitelerinde bağımsız olmasını sağlayıp yaşam kalitesini artırmaktır. Uygun hastalarda eski mesleğine dönebilmesi veya yeni bir iş sahibi olması da hedeflenir. Bu hedeflere ulaşabilmek için hastanın uzmanlaşmış bir ekip ve yeterli donanıma sahip bir rehabilitasyon merkezinde tedavi ve rehabilite edilmesi çok önemlidir. Hastaların rehabilitasyon tedavisiyle birlikte merkezde hidroterapist eşliğinde hastaya özel hizmet veren havuz tedavisiyle (arjo tedavi havuzu) desteklenerek daha iyi gelişmeler kaydedilmesi hedeflenmektedir.
İnme geçiren hastalarda rehabilitasyon uzun sürebilir. Programa hastanın istekle katılması ve ailesinin de bunun önemini bilmesi gerekir. Önce hastanın temel ihtiyaçlarını giderebilecek hareketleri yeniden kazanması hedeflenir. Yeme içme, giyinme soyunma, tuvalet temizlik faaliyetlerindeki gelişmeler yakından izlenir. Oturma ve ayakta durma dengesi gelişen hastalarda yürüme eğitimine başlanır.

brainstem_stroke_survivor_warren_palmer_tries_walk_6546095814Felç (inme) nedir ve nasıl oluşur.

Beyin damarlarının aniden tıkanması veya kanaması sonucunda vücudun bir yarısında ortaya çıkan felç tablosu, inme veya yarım felç olarak adlandırılır. Ortalama yaşam sürelerinin uzamasıyla birlikte, bu rahatsızlık daha fazla görülmeye başlanmıştır. Ülkemizde her yıl 100 bin e yakın inme vakası olduğu görülmektedir. Nadiren 15 – 50 yaş grubundaki kişilerde görülmekle birlikte daha çok ileri yaşlarda görülmektedir.

Felç durumunun oluşmasını iki ana başlık altında toplayabiliriz, bunlar:

1) Damar tıkanmasına bağlı gelişen felç: Beyin damarlarının tıkanması sonucu o bölgedeki beyin dokusunun hasara uğramasıdır. Hastaların yaklaşık % 80’inde inmenin nedeni damar tıkanıklığıdır. Beyni besleyen damarlardan biri tıkanınca, beyin hücrelerine yeteri kadar kan ve oksijen gelemediği için çok kısa bir zaman sürecinde hücreler ölmeye başlar.

2) Kanamaya bağlı gelişen felç: Genellikle yüksek tansiyonlu hastalarda veya beyninde baloncuk şeklinde damar genişlemesi olan kişilerde ani bir kanama ile ortaya çıkar. Kanama, beyin zarlarının arasında olabileceği gibi beynin ortalarında da olabilir. Önce şiddetli bir baş ağrısı, sonra da bilinç kaybıyla birlikte felç tablosu gelişir.

Klinik belirtileri nelerdir?

Beyinde hangi damarın ne ölçüde hasara uğradığına bağlı olarak inmede çeşitli klinik belirtiler ortaya çıkar. En önemli klinik bulgu, vücudun sağ veya sol yarısında kol ve bacağın birlikte felç olmasıdır. Hareket kaybının yanı sıra bilinç kaybı, algılama, duyu, konuşma, idrar kaçırma, görme bozuklukları ve hafıza kaybı gibi çok çeşitli bulgular

da görülebilir.

İnme olur olmaz gerekli muayene ve tetkikleri yapıp nedeni araştırılmalıdır. Tıkanmaya bağlı olayların bir kısmında ilk 3 – 4 saat içinde yapılacak müdahale ile tıkanıklığın giderilmesi ve beyin hasarının önlenmesi mümkündür. Kanamalı hastalarda ise durum çok acildir. Bir an önce kanamayı durdurucu tedaviye başlanmalı, gerekirse hasta operasyona yönlendirilmelidir.

Risk faktörlerine dikkat!

Görüldüğü gibi inme, ön planda hareket kaybı ile ortaya çıkmasına rağmen aslında beyindeki damar hasarının bir sonucudur. Bu nedenle, genel vücut sağlığını ve damar yapısını tehdit eden her türlü olumsuzluktan kaçınmak gerekir. Özellikle yüksek tansiyonu, şeker hastalığı ve kalp damar hastalığı olanların bu risk faktörlerine dikkat

etmeleri gerekir. En önemli risk faktörleri şunlardır:

1. Hipertansiyon, Kan basıcı yüksekliği, hem inme hem de kalp krizleri için çok önemli bir risk oluşturur. Bu nedenle, orta ve ileri yaştaki kişilerde düzenli olarak tansiyon ölçümü yapılmalı ve kan basıncı normal sınırlar içinde tutulmalıdır.

2. Obezite yani şişmanlık ve beraberindeki kolesterol yüksekliği inme riskini artırır.

3. Tütün mamülü ürünlerin beyin ve kalp damarları üzerine çok zararlı etkisi vardır. Bu bölgelerdeki damarlar çok  ince olduğundan  tıkanmaya çok müsaittir ve bu durum da inme riskinin artmasına neden olur.

4. Bedensel hareketin azlığı ve düzenli egzersiz yapılmaması inme ve kalp krizi riskini artırmaktadır.

5. Alkol ve bazı ilaçlar: Alkol az miktarda alındığında damarları genişlettiği halde, fazla alınırsa damar yapısını bozabilir. Bazı ilaçlar da inme riskini artırdığından kontrolsüz ilaç kullanmaktan kaçınılmalıdır. Alkolün genelde tüm vücuda zararı olduğu bilimsel olarak ispatlanmıştır.

Bu faktörlerden başka, elbette ilerleyen yaşla birlikte ve ailesinde inme geçirenlerde, erkeklerde daha fazla olmak üzere risk artmaktadır. Ancak bunları değiştirmek elimizde olmadığından, önlenebilen risk faktörlerini dikkate almak gerekir.

Doğru Fizik Tedavi ve Rehabilitasyonun önemi;

Rehabilitasyonun amacı hastanın bedensel kayıplarını azaltıp fonksiyonel kapasitesini çoğaltmak, günlük aktivitelerinde bağımsız olmasını sağlayıp yaşam kalitesini artırmaktır. Uygun hastalarda eski mesleğine dönebilmesi veya yeni bir iş sahibi olması da hedeflenir. Bu hedeflere ulaşabilmek için hastanın uzmanlaşmış bir ekip ve yeterli donanıma sahip bir rehabilitasyon merkezinde tedavi ve rehabilite edilmesi çok önemlidir. Hastaların rehabilitasyon tedavisiyle birlikte merkezde hidroterapist eşliğinde hastaya özel hizmet veren havuz tedavisiyle (arjo tedavi havuzu) desteklenerek daha iyi gelişmeler kaydedilmesi hedeflenmektedir.

İnme geçiren hastalarda rehabilitasyon uzun sürebilir. Programa hastanın istekle katılması ve ailesinin de bunun önemini bilmesi gerekir. Önce hastanın temel ihtiyaçlarını giderebilecek hareketleri yeniden kazanması hedeflenir. Yeme içme, giyinme soyunma, tuvalet temizlik faaliyetlerindeki gelişmeler yakından izlenir. Oturma ve ayakta durma dengesi gelişen hastalarda yürüme eğitimine başlanır.

Özel Beyaz Değişimler Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezlerinde Felç sonrası rehabilitasyon hizmetlerinde uzman fizyoterapist kadromuzla hastalarımıza hizmet vermekteyiz.

Randevü ve Fiyat bilgisi almak için
Gaziosmanpaşa Bölgesi   Tel: 0 212 616 4090
Bahçelievler Bölgesi         Tel: 0 212 502 7643

Bir Cevap Yazın